İlhamdaşlarım herkese merhabalar, geçtiğimiz yıl, “2024 yılı için hayatımızı iyileştirecek 24 yeni fikir” yazısını paylaştığımda yılboyu çok güzel tepkiler aldı, ilhamOlsun’un en çok okunan ve paylaşılan yazısı oldu. Bu yıl, bu yazıyı, 25 ilhamdaşımızla birlikte, hepimizin kendi dünyalarından birer fikirle bahçemize geldiği bir şenlik olarak hayal ettim. Ve işte size, “2025 yılı için hayatımızı iyileştirecek, 25 ilhamdaşımızdan, 25 yeni fikir” serisini heyecanla paylaşmaktan mutluyum. Hepimizin zihinlerine ilham olsun, demlensin ve dünyalarımızı iyileştirecek ışıklara dönüşsün.
Bu seri, önümüzdeki haftalarda da çok değerli ilhamdaşlarımızla devam edecek. Eğer siz de, “Benim dünyamdan, 2025 yılı için herkesin hayatını iyileştirebilecek bir fikrim var” derseniz, bana yazın. Herkesle paylaşalım.
İlhamOlsun’da olduğunuz için teşekkür ederim. Fikirleriyle katkıda bulunan ilhamdaşlarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle
Olumsuzun İçinde Durabilme Kabiliyeti
Bahar Eriş, Eğitimci Yazar
Bu sene Rebecca Solnit’in kitabını okurken şair John Keats’ın iki yüz yıl önce ortaya attığı “negative capability”, kitaptaki çevirisiyle “olumsuz kabiliyet” kavramıyla tanıştım.
Ben “olumsuzun içinde durabilme kabiliyeti” olarak çevirmeyi tercih edebilirim.
Şair bir gün arkadaşlarıyla çıktığı yürüyüşte bir aydınlanma yaşıyor ve eve gelince kardeşlerine bir mektup yazıyor: “Kafamda birkaç tilki dolanırken, birden Başarılı İnsan’ın hamurunda, özellikle de edebiyatta başarılı olması için ne bulunması gerektiğini idrak ettim. Olumsuzun içinde durabilme kabiliyeti.” Keats, Shakespeare'in eserlerinden esinlenerek kavramı "belirsizliklerin, şüphelerin içinde olmak, gerçeğin ve aklın peşinden sinirli bir şekilde koşmamak" olarak tanımlamış. Yaratıcı bir eser ortaya koymanın önemli bir kuralı olabilir.
Keats, insanlar hakkında da bilmemiz gereken her şeyi bildiğimizi varsaymazsak, onları önyargılı kutulara tıkıştırmazsak, yeni içgörüler kazanma olasılığımızın yüksek olduğunu hatırlatıyor.
Kavram tevazunun önemini de vurguluyor. Yeni bir şey öğrenme olasılığı en düşük olan insanlar, zaten her şeyi bildiklerini düşünenler düşüncesine dayanıyor. Ancak kendi varsayımlarını sorgulamaya istekli olanlar yeni kavrayışlara ulaşabilir.
Prescriptive Veri Teknolojileri
Akan Abdula, FutureBright Group, Kurucu Ortak
2025 yılında fırsat gördüğüm en stratejik alan, prescriptive veri işleme teknolojileridir.
Artık geçmişe odaklanarak (descriptive veri teknolojileri geliştirmek) ilerlemek güvenli bir liman sunmuyor; çünkü dünya, tarihsel döngülerden bağımsız, sürekli bir dönüşüm içinde. Özetle tarih artık tekerrür etmiyor. Diğer taraftan geleceği öngörmeye çalışmak (predictive veri teknolojileri geliştirmek) ise giderek daha karmaşık bir meydan okuma haline geliyor; çünkü belirsizlik çağı, kesin tahminlerin altını tümüyle oymuş durumda.
Fırsatlar, yapay zekâ destekli, anlık veri okuma ve işleme yeteneğine sahip teknolojilerde yatıyor. Bu teknolojiler, yalnızca markaların sahip olduğu datayı değil, dünya çapındaki açık veriyi de gerçek zamanlı olarak analiz edebiliyor. Dahası, karar vericiyi anlamaya çalışarak, onun yanında bir karar yoldaşı pozisyonu alıyor. Zamanla bu sistemler, her veri noktasını ve her karar alma sürecini öğrenerek, adım adım karar vermede mükemmelleşiyor. Bu teknolojiler, yalnızca bugünün karmaşık sorunlarını çözmekle kalmayacak; aynı zamanda geleceğin fırsatlarını da ortaya çıkararak iş dünyasında bir devrim yaratacak.
Kavramsal zekaya 'merak'la yatırım yapın!
Hande Aydın, Trend ve Kavram Anlatıcısı
Günümüz ve geleceğin dünyası yani ekonomi, teknoloji, verimlilik ve pek çok başka kavramla şekillenen Yeni Dünya, sadece bilgi sahibi olmanın yetmediği, bu bilgiyi anlamlandırmanın gerekli olduğu bir yerdir. Kavramsal zeka işte tam burada devreye girer: soyut düşünme, kavramlar arasında bağlantı kurma ve yeni anlamlar üretme, stratejik düşünme ve büyük resmi görebilme yeteneğidir. Geliştirebilmek için pek çok yöntem vardır ama en keyiflisi ve etkilisi meraktır!
Türker Kılıç’a göre merak, zihinde enformasyon bağlantısallığı oluşması sürecinin sebebidir. Yani, meraklı insanlar, önceden sahip olduğu bilgileri yeni bilgilerle ilişkilendirerek zihninde yeni anlamlar ve bağlantılar kurar, her gün kendini geliştirmeye, güncellemeye devam ederler. Meraklı insanların daha gelişmiş bir kavramsal zekaya sahip olmaları, yani stratejik düşünebilen, yaratıcı çözümler üretebilen ve büyük resmi görebilen bireyler olması tesadüf değildir.
2025, “curiosity killed the cat/fazla merak kediyi öldürür” diyen atalarımızı hep beraber yanılttığımız, yeni, dinmeyen ve bitmeyen meraklar peşinde koşup, farklı perspektifler kazandığımız, kavramsal zekamızı geliştirdiğimiz bir yıl olsun!
Kendine Şefkat Göster
Burak Su, Buraksu.com
Belirli periyotlarla değişmek arzusu ve bunun tetiklediği bir karar süreci işletiyor insan zihninde. Bazen kendinden memnun olmadığı için bazense kendini gerçekleştirmek için. Sigarayı bırakmak, kilo vermek, gitar öğrenmek, daha çok kitap okumak, sabahları erken kalkmak, spor salonuna kaydolmak gibi gibi.
Alınan kararlar da genellikle ya haftanın ilk günü ya da ayın ilk günü başlanmak üzere alınıyor. “pazartesi rejime başlıyorum” ya da “aybaşı sigarayı bırakıyorum artık yeter” cümlelerini kurduran periyotların en büyüğü, yılbaşı geliyor. “Yeni yıl kararları” sezonu açıldı. Harekete geçmek için son bir ayın içindeyiz.
Peki 2024 kararları? Ne kadarını tutabildiniz? Değişmek istediniz ama ne kadar değiştiniz? Siz de benim gibi çoğu kararda çuvalladınız mı? 2. hafta yaktınız mı sigarayı? Spor düzenini ne zaman kaybettiniz ve vazgeçtiniz? “Ben bir türlü erken kalkamıyorum” diyerek ne kadar disiplinsiz olduğunuz yargısına vardınız mı?
Benim geçen yıl hayatımı iyileştiren fikir tam olarak bu tarz başarısızlıklarım sonrası doğdu. Yapmak istediğim değişime çok büyük anlamlar yüklediğimi, bunu gerçekleştirmek için kendimi gereğinden çok sıktığımı, sonrasında ilk gevşeme anında, ilk disiplinsizlik noktasında “benden bir şey olmaz” diyerek kararımdan vazgeçtiğimi fark ettim. İrademe sahip olamadığımı düşünmek, kendimi fazlaca yargılamak benliğimi incitti, egomu kırdı. Yıl başında beni heyecanlandıran değişim arzusu bir eziyete dönüştü. Yenildim.
Üzerinde düşününce bu tarz başarısızlıkların sebebinin fazla sonuç odaklı olmak olduğunu fark ettim. Her gün, her hafta tekrar eden bir sürece odaklanıp onu ileriye götürmek yerine ilk başarısız lıkta pes etmiştim. O ilk sigara, o bir hafta spora verilen boşluk motivasyonumu bitirmişti. Ve bir daha tekrar harekete geçcek gücü toplamam bir yılı alacaktı.
Halbuki kendime birazcık şefkatli davransam bambaşka olabilirdi.
“Bugün bir sigara içtim evet ama yarın tekrar devam edeceğim.”
“Bu hafta biraz dağıldım salona gidemedim ama haftaya tekrar başlayabilirim.”
“Akşamları elim bir türlü kitaba gitmiyor. Çok yorgun oluyorum. Haftaya öğle arasında kitap okumayı deneyeyim.“
İnanın çok değil, birazcık şefkat yeter. Başarısızlık yaralarınızı saracak tekrar deneyeceksiniz. Kimse çelik gibi bir disipline sahip değil. Kendi kendini yargılayıp, ağır cezalar verip, egoyu ezip pes etmek yok. Şefkat var, denemek var, yeniden başlamak var.
2025 yılı kararların var mı? Benim var.
Umarım kendine hakkettiğin şefkati gösterir değişir ve gelişirsin.
En kötü ne olabilir?
Defne Tozan Andaç, Okur
Kontrolcü ve mükemmeliyetçi biri olduğum için yeni şeyler denemeden önce çok düşünürdüm. 'En iyisini yapamayacaksam' yeni bir şey yapmayı denemek istemezdim.
Son yıllarda ise yeni bir şey yapmaktan korktuğum zaman kendime 'En kötü ne olabilir? diye sormaya başladım. En kötü 'denemiş ve başaramamış olurum' ve bu da en azından tecrübe olur. En kötü sonucun bile o kadar kötü olmadığını görmek bana yeni şeyler denemek için ilham verdi. Yeteneğim olmadığını düşündüğüm suluboyaya bu sayede başladım ve bana büyük mutluluk verdi. Umarım size de yeni tecrübeler için ilham verir.
Heart Rot ve Schadenfreude
Yüce Zerey, Akademisyen Yazar
2024'te beynimizi çürüttük ve Oxford bize "Brain Rot" kelimesini hediye etti. 2025 yılında beyin yetmez kalbimizi de çürütüp, Oxford tarafından yeni bir kelime (Heart Rot) hediyesini kabul etmemek için Schadenfreude (Schadenfreude, Almanca kökenli bir sözcüktür ve başkalarının sorunlarından, başarısızlıklarından, acı çekmesinden veya aşağılanmasından kaynaklanan zevk, neşe veya öz-tatmin duygusunu ifade eder. Türkçe'de tam bir karşılığı olmamakla birlikte, "başkasının başına gelen kötülükten duyulan sevinç" veya "keyifsizlik" olarak çevrilebilir. Schadenfreude kelimesi Almanca "Schaden" (zarar/hasar) ve "Freude" (sevinç) kelimelerinin birleşiminden oluşur. İngilizce'deki karşılığı ise 18. yüzyılda ortaya çıkan "epicaricacy" kelimesidir. Araştırmalar, Schadenfreude duygusunun 24 aylık kadar küçük çocuklarda bile görülebildiğini ve "eşitsizlikten kaçınma"yı sağlayan önemli bir sosyal duygu olabileceğini göstermektedir.) hususunda farkındalık sahibi olmamız gerekiyor.
İçindeki Parçaları Tanı ve Onlarla Barış
Tugce Tasci, Entrepreneurial Scientist
İnsan zihni, farklı parçaların bir araya geldiği bir sistem gibi çalışır. Bu yıl oğrendim ki, bu parçaların hepsi aslında bir amaç uğruna var: bizi güvende tutmak, büyütmek ya da iyileştirmek. Beynimizin bu çok yönlü çalışma şekli, evrimsel bir mekanizmanın yansıması. Ancak bu mekanizmayı sevgiyle anlamaya çalıştığımızda, tüm parçaların bir denge içinde hareket etmesini sağlayabilir ve iç huzura kavuşabiliriz. Mesela, kendimizi eleştiren tarafın aslında bizi başarısızlıktan korumaya çalıştığını anladığımızda, ona öfke yerine şefkatle yaklaşabiliriz. Hayalperest yanımız bize daha fazla renk ve ilham katmak istiyor olabilir. Onları reddetmek yerine bir araya getirdiğimizde, kendimi daha güçlü, dengeli ve sevgi dolu hissederiz. Bütün olmak demek bu parçaların uyum içinde çalışması demek
Pirinç Çuvalındaki Beyaz Taşlar ve Epiktetos’un Kontrol İkilemi
Esra Şahin, LinkedIn & İçerik Danışmanı -
Çok sevdiğim bir dostum şu minvalde bir şeyler anlatmıştı bu yaz. Üstüne uzun uzun yazmak istiyordum, buraya kısmetmiş: Kötü insanları değil, asıl hayatımızdaki “iyi” insanları nereye koyacağımıza dikkat etmeliyiz. Kötü olanları zaten tanıyoruz, ayırıyoruz… Onlar çuvaldaki siyah taşlar kadar dikkat çekici. Ama beyaz taşlar… İşte asıl onlara dikkat etmeli! Asıl hasarı, iyi olduğunu düşündüğümüz için çok yakınımızda tutuklarımız veriyor. Kötü olanlar değil, iyi bildiklerimiz, sevdiklerimiz incitiyor.
Bir de “Stoacı Filozof, Köle Epiktetos’un Kontrol İkilemi”ni anmadan geçemeyeceğim. Çok basit gibi görünen, ama kavrayınca insanı muazzam hafifleten bir fikir bu: Üzerinde kontrolümüz olan ve olmayan şeyler olarak ikiye ayırıyor şeyleri. Ve üzerinde kontrolümüz olmayan şeylerle ilgilenmeyi reddedip, bunun boşunalığını anlatıyor. Ben hem Enkheiridion ile kendi satırlarından hem de William Irvine’in Güzel Yaşam Kılavuzun’dan okudum. Irvine, modern hayata çok uyumlu bir rehber gibi hazırlamış Antik Stoacı Sevinç Sanatı’nı. Çok yerinde tasvirlerle. Bana çok iyi geldi! Siz de okusanıza : ))
Farkındalık
Arman Acar, Girişimci
Hayatın koşturmacası, gündemin stresi, yarın korkusu içerisinde o an'a odaklanmak için farkındalık benim ilhamım oldu. Meditasyon süresince yaptığım nefes egzersizlerimi, gün içerisinde bulunduğum ortam ve koşullara göre geliştirdim. Örneğin çok dikkatli bir şeye odaklı ilgi göstermem gerekiyorsa 4 saniyede aldığım nefesi 6 saniyede verip, odaklanana kadar tekrarladım ya da aşırı stresli olduğum anlarda 2 saniyede aldığım nefesi 4 saniyede vererek kendimi sakin düşünmeye yönlendirdim. Anlık olarak sadece psikolojik etkisinin pozitif olacağını beklerken, o an'a özel farkındalığım artmasına, detayları daha kolay fark etmeme hatta herhangi bir şey için yeni yollar, fikirler bulmama çok faydasının olduğunu gördüm.
Ertelemenin efendisi olun!
Gökhan Örün, Girişimci
Erteleme, bize fark ettirmeden zamanımızı çalan, potansiyelimizi gölgeleyen bir alışkanlık. Sorumluluklarımızı ve hayallerimizi gerçekleştirmenin önündeki en büyük engellerden biri.
Peki, ertelemek bizim kontrolümüzde olsaydı? İstediğimizde erteleyip istediğimizde harekete geçseydik?
Ertelemenin efendisi olmak demek, kendi hayatının kontrolünü ele almak demektir. Bu, hem harekete geçmeyi hem de durmayı bilinçli bir şekilde seçebilmektir. Ertelemek ya da harekete geçmek, yalnızca bizim seçimimiz olduğunda özgürleşiriz.
Zararlı alışkanlıklarımızı, duygusal yeme-içme dürtülerimizi, ihtiyacımız olmayan bağımlılık yaratan içerikleri tüketme isteğimizi erteleyebilseydik? Öfkemizi, kavgaya dönüşebilecek tartışmaları ya da yargılarımızı durdurup, bir süreliğine bekletebilseydik? Bu seçimler, hayatımıza nasıl bir fark katardı?
Kararsız kaldığımızda ya da dürtülerimize yenik düşmeye yaklaştığımızda, eylemlerimizi sadece bir nefes kadar erteleyebilsek… O anda durup, sakinleşip, bilinçli bir karar verebilsek… Bu küçük anlar, tüm hayatımızı nasıl etkilerdi?
Şimdi bir nefes al, düşün ve sor kendine: Bugün hangi ertelemeye son vereceksin? Hangi alışkanlığı ertelemeye başlayacaksın?
Tüm fikirleri ilhamınıza bırakıyorum. 2025 ilhamları serimize, haftaya, yeni ilhamdaşlarımızın yeni fikirleri ile devam edeceğiz.
Diğer ilhamlar
İlhamOlsun’da zamansız, ara ara benim de bakıp “vay be, zamanında ne yazmışım” dediğim, 200’den fazla ilhamımız var. İlhamOlsun’la yeni tanıştıysanız, arşivimizin daha ilham verici olduğunu söyleyeyim. Tüm ilhamOlsun arşivine ulaşmak için link
Instagram’da günlük hayatta karşılaştığım ilhamları düzenli hikayeler şeklinde paylaşıyorum. Instagram’da takip etmek isterseniz link
Linkedin’de de “Yeni..ler” isimli, markalar ve iş dünyası perspektifinden yeni fikirlerimi paylaştığım bir bülten hazırlıyorum. Takip etmek isterseniz link
İlhamolsun’da olduğunuz için, ilham yolculuğumuzda birbirimize eşlik ettiğimiz için teşekkür ederim.
Sevgilerimle
Özgür Alaz



Ertlemeyi bırakıp erteleme durumunu kendi kontrolümüz altına aldığımızda, ertelemenin sonucunda yasadığımız tatminsizlikten kurtulup kendimize olan memnuniyete ulaştığımızda sizce hayatımızda bizi ne gibi değişiklikler ve yenilikler bekliyor olabilir?